İstanbul’un Beyaz Perisi (Dersaadet'ten Masallar)
Evvel zaman içinde, eski İstanbul’un daracık sokaklarında, ışıltılı beyazlar
içinde bir peri kızının gezindiği rivayet edilirmiş. Gece olunca, elinde titrek
ışıklı bir fenerle, mazlumların yardımına koşar, sokakların evsizlerine,
kedilerine ve köpeklerine merhamet gösterir imiş. Peri kızı, sahipsizlerin
üzerini örter, zalimlerin karşısına çıkıp korkutur ve mazlumları kurtarırmış.
Amma mahallelerden birinde, yüzü hiç gülmeyen, sattığı malda sahtekarlık
yapan bir bakkal yaşarmış. Bu adam insanlara olduğu kadar hayvanlara da düşmanmış.
Evde bekleyeni de olmadığı için gece geç saatlere kadar dükkanında oyalanırmış.
Bir gece yine geç saatte evine dönerken mahallenin köpeğini görmüş. Kendi
halinde uyuyan hayvana gidip “Defol bu mahalleden, mel’un mahluk” diyerek bir
tekme atmış. Köpeğin feryadı, sokakta yankılanmış ve o an, peri kızı adamın
karşısında belirmiş.
Elindeki fenerin ışığıyla adamın gözlerine bakmış. Beyazlar içinde parlayan
peri kızı, kudretli bir sesle şöyle demiş:
“Ey insanoğlu, görmez misin ki Allah, her meleğin alnına bir ismini yazdığı
gibi, bu masum hayvanların alnına da Vedûd adını yazmıştır? Vedûd,
sevginin, şefkatin ve merhametin ismidir. Onlara eziyet eden, Allah’ın bu adını
görmezden gelen kişi, ancak kendi karanlığında boğulacak, zulmüyle
karşılaşacaktır.”
Yaşlı adam, şaşkınlıktan ne diyeceğini bilememiş, dili tutulmuş. Peri kızı,
onun bu haline acımadan elini havaya kaldırmış ve bir hamlede adamı yosunla
kaplı kocaman bir taşa çevirmiş. Taş, yüzyıllar geçse de yokuşun altında
sessizce durmuş ve o günden sonra ibretle anlatılan bir hikâye olmuş.
O gece peri kızı, elindeki feneri göğe doğru kaldırmış ve yüksek bir sesle
şöyle demiş:
“Ey insanlar! Allah’ın Vedûd ismini, bu masumların alnında yalnızca gönül gözü
açık olanlar okuyabilir. Okuyamayanlar ise Allah’ın Kahhâr adıyla yüzleşecektir.
Kim bu masumlara eziyet etmeye kalkarsa, evleri yıkılsın, mahalleleri yansın,
kalpleri sıkışsın, hayatları kararsın. Mazlumların ahını alanlar, korkuların en
büyüğüyle sınansın!”.
O günden sonra, İstanbul ahalisi, peri kızının dileğini asla unutmamış. Bu
masum mahlukat da şehri korumaya devam etmiş Kediler, şehri farelerden ve
onların taşıdığı hastalıklardan korurken, köpekler, yangın olduğunda havlayarak
mahalleden mahalleye haber taşıyıp, yangının büyümesini önlemiş.
İstanbul’un sokaklarında gezen herkes, kedilere ve köpeklere Müezza
ve Kıtmîr hatırasına şefkat göstermeyi bir borç bilir. Çünkü herkes
bilir ki, peri kızının lanetini unutanların hem şehri hem de kendi hayatları
felaketle dolup taşar.
Ve böylece, peri kızı, sonsuza dek beyazlar içinde, feneriyle İstanbul’un
sokaklarını dolaşmaya devam etmiş. Merhamet
edenlere dua, eziyet edenlere ise Kahhâr’ın gazabını hatırlatarak…
Yorumlar
Yorum Gönder