Perîler ve Boğaz'ın İncileri (Dersaadet'ten Masallar)


Evvel zaman içinde, Boğaz'ın engin mavi sularında bir sır saklı imiş. Bu sırrı yalnızca sarayın nazlı cariyelerinden biri bilirmiş. Şehzade'nin talebiyle bir gece, cariye haremin altın kubbesi altında perîler diyarının hikâyesini anlatmağa başlamış:

"Ey şehzâde-i cihan ve sultân-ı dehr, işit ki bir vakit, Boğaz'ın derinliklerinde inci tâkı ile süslü bir perîler sarayı var idi. Bu sarayın hanımı olan Perî Sâre, Boğaz'ın sularını berrak tutmağa memur idi. Her gece, Boğaz'ın kenarında yürüyüp yıldızların suyun üzerine dökülen nurlarını toplar, onları incilere çevirirdi. Fakat bir gün uzak diyarlardan gelen bir korsan gemisi, Boğaz'ın derinliklerine hürmetsizlik etti. Gemiciler, inci sarayına dalarak Perî Sâre'nin muhafaza ettiği bir mücevher sandığını çalmağa cür'et ettiler. Korsanlar gemilerine muzaffer bir şekilde çıkıp mücevherleri aralarında pay etmeye hazırlandılar. Hava açık, deniz sakindi, mehtap gökyüzünde tatlı tatlı parlamakta, yıldızlar boğazın sularına vurmaktaydı.

Meş’um vak’a Perî Sâre’ye aktarıldığında kendisi bu hadsizlikten son derece müteessir olup hemen denizin ruhlarını yardıma çağırdı. Gökyüzü bir anda bulutlarla kaplandı, sular karanlığa büründü, dalgalar büyüdü ve gemi, Boğaz'ın sularında savrulmağa başladı. Amma o an, geminin içinde mahsur kalmış masum bir kedinin çığlıkları Perî Sâre'nin kulaklarına erişti. Bu masum kediyi gördüğünde, Perî Sâre'nin kalbi merhametle doldu ve bir hareketiyle dalgaları durdurdu. Korsanlar hayret ve dehşet içindeydi. Onca deniz hatta okyanus gezmişler, hiçbir yerde böyle bir şeyle karşılaşmamışlardı.

Perî Sâre, kediyi kurtardıktan sonra korsanlara şöyle dedi: 'Ey haddini bilmez nâdanlar! Boğaz'ın incilerine göz dikmek cezasız kalmaz. Amma bu masum mahlûka merhamet gösterdiğiniz takdirde, sizlere af kapısı açıla!'

Korsanlar, Perî Sâre'nin şartlarına boyun eğdiler. Mücevher sandığını iade edip Boğaz'ın sularına hürmetlerini sundular. O günden sonra, kedilerin, gemileri sadece farelerden değil, suların altındaki perilerin gazabından da koruduğu bilinir oldu. Boğaz'da gezen her gemi, bir kediye dostluk gösterdiği sürece selâmete erdi.

Şehzâde, cariyenin anlattığı bu hikâyeyi dinlerken, gözleri masalın derin mânâsına dalmış idi. O gece, haremdeki her bir gönül, kedilerin ve perîlerin hikâyesine hayran oldu."

Yorumlar

Popüler Yayınlar